Eleanor gözlerini açtı. 50 yıldır olduğu gibi yatakta mutlu
bir şekilde kıvrandı. Her gün aynı saatte kalkardı. Odasının içini -her gün
aynı anda- dolduran kuş cıvıltılarıyla yüzüne kocaman bir gülümseme yerleşti.
Kalkıp çıplak bedenine sabahlığını geçirdi. İçeriden güzel kokular gelmeye
başlamıştı bile, kahvaltıyı kaçırma gibi bir olasılık söz konusu değildi ama
yine de hızlı adımlarla mutfağa yürüdü. Elini yüzünü yıkamamıştı çünkü zaten
tertemizdi, buna gerek yoktu.
Küçük yemek masasının üstünde bir kaç sosis, tereyağ, kepekli ekmek ve dumanı tüten bir bardak İtalyan kahvesi vardı. Kahvenin tadına baktı. Sıcaklığı, aroması, kıvamı her zaman ki gibi tam istediği şekildeydi. Sosisler ise bir ayrı harikaydı. Gümüş çatalını batırıp tabakta ki 3 sosisi hızlı hızlı yedi. Bugün kesinlikle çok güzeldi...
Küçük yemek masasının üstünde bir kaç sosis, tereyağ, kepekli ekmek ve dumanı tüten bir bardak İtalyan kahvesi vardı. Kahvenin tadına baktı. Sıcaklığı, aroması, kıvamı her zaman ki gibi tam istediği şekildeydi. Sosisler ise bir ayrı harikaydı. Gümüş çatalını batırıp tabakta ki 3 sosisi hızlı hızlı yedi. Bugün kesinlikle çok güzeldi...




















