gerilim hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gerilim hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ekim 2012 Pazar

Dünyanın İlk ve Son Vampiri'nin Hikayesi...

Bir çok hikaye anlatıldı değimli? Bir çok taraftarı oldu, filmleri çekildi vampir mitlerinin. Kont Drakula ile başladığı sayılır bu hikayelerin. Ama aslı böyle değildir. Daha önce ki zamanlarda yaşanmıştır. Hem de Amerika kıtasında. ABD’li sömürgeciler Kızılderili insanları, topraklarından tamamen kovmadan çok önce hemde… Bu hikaye işte dünyanın ilk ve son gerçek vampirinin hikayesidir…



Tadewi ter içinde uyandı. Dışarıdan kulağına uğultular geliyordu. Ama hiçbir hareket yoktu. Rüyasında büyük koruyucu ruhu görmüştü. Ona bazı sözler söylemişti ruh! Bir bebek gelecekti dünyaya. Dünyanın ışığı olacaktı, ya da büyük bir kötülüğün tam merkezi…
‘Bir çocuk doğacak!’ demişti ruh…
‘Eğer dikkat etmezsen ve eski kehaneti dikkate almazsan senin ve tüm soyunun sonu hazırdır. Tüm dünya yanacak senin yüzünden! Görüyorum… Biliyorum… ’
‘Ama dikkat edersen kehanete, güneş onun üzerine doğacak ve dünyayı refah, mutluluk saracak!’
‘Hangi kehanet?’ diye sordu Tadewi. Cevap gelmedi. Tekrar yineledi sorusunu. Ama artık koruyucu ruh orada değildi.

8 Eylül 2012 Cumartesi

İçimizden Hikayeler: Sakinli Kasabası (2)


Sakinli Kasabası'ndaki ikinci hikayemizde normal gibi görünen bir ölümün perde arkasına göz atacağız. Aslında kimsenin masum olmadığı şu hayatta katille maktulün birbirine karıştığı, suçluyla suçsuzun kolay kolay ayrımına varılamadığı bir hikaye... Adalet geç olsa da tecelli eder mi? İntikamsa gerçekten adalet için bir araç olabilir mi? Kasabanın terzisi Nurettin'in hikayesi bu soruları sormamıza neden olacak...

21 Ağustos 2012 Salı

Kanlı Bayram Ziyareti...


Normal bir sabahtı, hava normaldi; bir bayram sabahıydı. Her şeyin normal olduğu o bayramın ilk günü tek garip olan o müstakil, iki katlı evdi. İçinde telaşlı, yaşlı kadın bir yandan koşturuyor bir yandan ağlıyordu. Kocası olmadan geçireceği ilk bayramdı sonuçta ve tabi birde sabah olanlar... Aslında tam olarak öyle denilemezdi yani kocası olmadan geçirdiği ilk bayram olmayacak gibiydi; her şeyin normal olduğu o gün, ev bir garipti. Yaşlı kadın bu sabah farklı uyanmıştı. Bir el onu nazikçe okşamıştı. Bunu hissetmişti. Kalkmıştı; banyoya yüzünü yıkamaya gittiğinde eşinin kaldırmaya kıyamadığı tıraş takımının; tıraş köpüğü kokusu çarptı burnuna, içini açtı yeni temizlenmişti. Bir yandan bu olanları anlamlandıramayan yaşlı kadın, bir yandan korkmuştu da… Bugün çocukları gelecekti.2 ay önce ölen babalarının cenazesine gelmeyen evlatları. Ve ev bir garipti bugün. Dışarısı günlük gülistanlık gözükse de evin üstünde dağılmayacak gibi duran kasvetli bir sis bulutu vardı sanki… Bugün normal değildi, bugün farklıydı…

19 Ağustos 2012 Pazar

Unutulanların İntikamı...

Herkesin ağzında bir 'eski bayramlar'... Ben 62 yaşında birisi olarak buna katılmayan belki tek insanım. Sebebini anlattığımda bana katılacak kimse olmayacak.Yine bizim deli saçmalıyor diyecekler. Ama gördüklerim şu yavaş yavaş sönen hayatım kadar gerçek. O gün kokusunu aldığım kan, şu an bu hastahane odasında ki ilaçların kokusundan daha baskın ve gerçekçi. Gördüklerim... Gördüklerimin inanılır bir yanı olmazdı belki benim için bile; eğer 40 yıldır aynı olayı sanki yaşıyormuş gibi anımsamasam. Ama dedim ya gerçek... Gerçek olmasaydı veya inanmasaydım yıllarca deli muamelesi görmeyi göze almazdım... Şimdi anlatacaklarım ne 22 yaşında ki bir delikanlının saçma sözleri, ne de hastahane odasında ilaçlara mahkum 62 yaşında ki bir bunağın hikayesi. Bu tamamen gerçek bir hikaye...

17 Ağustos 2012 Cuma

Mezarlık Bekçisi...


Hayat ne garip değil mi? Ölmek için yaşıyoruz. Herkes bir şekilde ölüyor. Bizim ülkemizde toprağa gömülüyor, bazı ülkelerde yakılıyor… Ama fark etmiyor. Yine ölmüş oluyorsun,yine yok oluyor bedenin. Arkada sözde seni ifade eden bir mezar taşı bırakıyorsun yeterince paran veya mevkin varsa. Altından da olsa mezar taşın bitiyor hayatın.Ama hayatın bitiyor sadece. Ölmekle bitmeyen bir çok şey var; insanların gözden kaçırdığı. Ben bunu birincil kişi olarak gözlemledim…

16 Ağustos 2012 Perşembe

Özendiğimiz Hayatlar...(3)


Geldik son hikayeye.İyi okumalar...



Zenginler, hemde çok. Atalarının '' o '' mesleği yaptığı günlerden bu yana miraslarını katladı sürekli, Koparanoğlu ailesi..Gerçek soy adları bu değil. Gerçek soyadlarını sağır biri bile ‘duysa’ tanır çünkü.Soyları bizim bildiğimiz 1700lere kadar gidiyor. Dedeleri deyip, köşklerinin her yerinde resmi bulunan kişi, dönemin sultanlarının cellatlığını yapmış, ondan öncesinde savaşlarda yaptıklarıyla ünlü bir asker. Yaptıkları derken kahramanlık hikayeleri beklemeyin.Esir askerleri çekiçle zevk için parçalamak, savaş sırasında özellikle öldürücü değil bayıltıcı darbeler kullanarak,devamında yavaş yavaş öldürmesi; yaptığı şeylerin yanında basit kalan örnekler. Çok eski zamanlardan kalma belgelerde bile ismi çokça geçer.

15 Ağustos 2012 Çarşamba

İçimizden Hikayeler: Sakinli Kasabası (1)


İlk hikayemizde adı kadar sakin olmayan Sakinli Kasabası'na konuk oluyoruz. Sakinli Kasabası, İç Anadolunun kuzey doğusunda ulaşımı zor, kimsenin kolay kolay yolunun düşmediği sadece oralı olanların bildiği küçük bir kasabadır. Kasabada normal şeyler gibi görünen bazı olayların perde arkasını sizlere aktaracağız. İlk hikayemizin ilk olayını, bu kasabada yaşayan bir bir katilin ağzından dinleyeceğiz:

14 Ağustos 2012 Salı

Özendiğimiz Hayatlar...(2)


Merhabalar tekrardan. Hikayenin ikinci serisinde parça parça 3 hayattan bahsedeceğim.İyi okumalar.


Mehmet; Şu an kendisi büyük bir futbolcu. Gerçek ismini değiştirdi yıllar önce. Ama biz ondan bahsederken Mehmet diyeceğiz. Orta halli bir ailenin haylaz,asi çocuğuydu. Yazları gittiği kamplarda futbolcu olmayı aklına taktı. Babası asker kökenli sert bir adamdı. İdmanlar o yüzden ona zorlu gelmiyordu. Çocukken 7 yaşlarında bir idmanda kafası kale direğine çarptı. 3 gün komada kaldı. Uyandığında eski Mehmet değildi. Artık bir sırrı vardı; Allah’ın onun için gönderdiği-ni düşündüğü ama aslında var olmayan- bir cin ile konuşabiliyordu!

12 Ağustos 2012 Pazar

Özendiğimiz Hayatlar... (1)


Merhaba tüm Korku Treni okurları. Yazdıklarım ve yazacaklarım hikayeden öte değil  diye düşünebilirsiz. Amaç bir yerde bu zaten. Ama zihnimizin ücra noktalarına iyi bakalım. Neler yatıyor? Çocukluğunda psikozlar geçiren, korkutucu halüsinasyonlar gören tek ben veya arkadaşlarım değil; bunu net olarak biliyoruz. Bir de şu durum var ki aslında pek çok şey göründüğü gibi değil. Mesela komşunuzun evinden gelen tıkırtılar belki bir kemik testeresine ait. Ya da birisiyle konuşurken arkada gelen şeyler aslında tv sesi olmaktan çok uzak; belki gerçek bir cinayet işleniyor. Gerçek hayattan örnek vermek gerekirse Ümraniye Sapığının 3 kızı vardı. Hiç beklenmeyen bir insandı. Seri katiller yine öyle. Her şey göründüğü gibi değil. Peki ya gözümüzü önünde akıp giden hayat? Ya o da sadece maskelerle donatılmış bir yaşamsa? Bende işte 3 seri olarak düşündüğüm bu hikayelerde hayatlardan kesitler vermeye çalışacağım. Bu kesitler en göz önünde olan yaşamlardan gelecek; ünlülerden! Belki de sizlere de; gösterdikleri hayatlar, benim kurguladığımdan daha az gerçekçi gelecek… İyi okumalar…